Beyaz yakadan girişimciliğe geçiş

Benim kariyerim pinpon topu gibidir. Şimdiye kadar, 3 kere kurumsal dünyaya, 4 kere de girişimcilik sularına gidip geldiğim bir hayatım oldu. Durum böyle olunca da, beyaz yakalı arkadaşlarımdan sıklıkla şöyle mesajlar alıyorum.

“Merhaba, İşimde gayet mutlu olduğum halde, bir girişim fikri düşünüyorum. Harika birkaç fikrim var. Nasıl ilerlemeliyim? Ne tür hatalardan kaçınmam gerekir?”

Bu yazımda bu tarz sorulara verdiğim cevaplardan bir derleme yapacağım.

1. aşama: Neden girişimci olmak istiyorsun?

İş yerinde müdürüne kızdığı için, trafikte çok vakit geçirdiği için ya da Webrazzi’de okuduğu yatırım haberlerinden gaza geldiği için “ben de kendi işimi kuracağım” diyen çok kişi gördüm ve maalesef hepsinin de sonu hüsran oldu.

Bu soruya verilebilecek aklı başında 3 tane cevap var. Öncelikle kendi kendinize dürüstçe bu soruyu sorun ve cevabını kendi kendinize verin.

1- Girişimci olmak istiyorum çünkü ürünüm ve fikrim hayata geçsin istiyorum.

2- Kurumsal hayattan çıkmak ve artık ne yapacağına kendi başıma karar vereceğim, istediğin tempoda ve istediğim yerde çalışacağım bir iş hayatım olsun istiyorum.

3- Fikrimin bir ticari değeri olduğuna eminim. O işi yaratıp, kar elde etmek paralelinde de insanların bir problemini çözmek istiyorsun.

Cevaplardan ilki, tipik bir mühendis cevabıdır. Teknik kişilerin, ağırlıklı olarak iyi bir yazılım yaratma motivasyonundan doğan bir yanılsamanın sonucu olduğuna inanıyorum. Maalesef ki başarı şansı oldukça düşük.

İkinci cevap ise kurumsal dünyada sıkışmış, daralmış insanların verdiği bir tepki ve büyük çoğunlukla da yanılsamadan ibaret bir cevap. Kurumsalda tipik bir insan 40 saat çalışır ama girişimcilik 7/24 yapılan bir aktivitedir ve inanın bana kurumsala nazaran çok daha streslidir. Bu motivasyona sahipseniz kısa bir tatil yapıp, kurumsaldaki işinize devam edin derim.

Doğru cevap ise üçüncü şık. Bir girişimin tek amacı vardır, kendi kendine ayakları üstünde durabilen ve “kar eden” bir işletme olmak. İsminin anonim şirket, bakkal, dükkan veya startup olması fark etmez. Yatırım, şan, şöhret, ürün, teknoloji vs… en nihayetinde sadece birer araçtır.

Hatta sıklıkla da bu konulara fazla odaklanmak, esas amaçtan bizleri saptırtır.

2. aşama: Ortak bulmak

Girişimcilik çok zorlu, inişli çıkışlı bir süreçtir. Girişimcinin ruh hali de bir türlü yerli yerinde durmaz. 10 dakika önce çocuklar gibi şen iken, 10 dakika sonra kendinizi mahvolmuş, bitmiş, çaresiz hissedebilirsiniz. Böyle durumlarda bir ortak çok değerli ve elzemdir. Ortaklardan birisinin inişli anında, diğeri onu yukarı çeker ve böylece şirket yöneticilerinin ruh halinin, asgari minimumda tutulması başarılır.

İyi bir ortağın var olma sebebi, sadece psikolojik sebeplerdeğil elbette. Çok az insan, finans, muhasebe, satış, teknoloji, ürün, PR, pazarlama, takım kurma/yönetme ve yatırımcı ilişkileri konularının tümüne birden hakimdir. Zayıf yanlarınızı tamamlayacak bir veya bir kaç tane ortağınız olmadan yola çıktığınızda şirketiniz maalesef kusurlu olur.

Ortak seçiminde mutlaka, kendi eksiğinizi tamamlayan insanlarla yola çıkın. Arkadaşlarınızla veya akrabalarınızla; kısacası özel ilişkilerinizin profesyonel ilişkinizin önüne geçececeği kişilerle asla ortaklık kurmayın. Sonu hüsran olur.

Örneğin siz teknik kökenliyseniz, ortağınız satış, pazarlamada veya finansal konularda daha güçlü olabilir. Biz buna hacker ve hustler ikilisi diyoruz. Bazen bu ikiliye hipster denilen kişi de dahil olur.

“Ortak bulamıyorum” diyorsanız, ürününüzü ve kendinizi tekrar gözden geçirin derim. Eğer bir kişiyi bile işinize ortak olmaya, para ve zaman yatırımı yapmaya ikna edemiyorsanız, ya üründe ya da sizde bir sorun olması yüksek ihtimaldir.

3. aşama: Ürünü sahada denemek

“İyi de daha ürünü yapmadık, sahada nasıl deneyeceğiz ki?” dediğinizi duyuyorum. Evet, eğer işin tabiatı buna müsaitse, bir ürünün satıp satmayacağının veya nasıl bir fiyata, kime, nasıl bir yöntemle satılacağını keşfetmenin en doğru zamanı ürünün fikir aşamasında olduğu andır. Çünkü hata yaptığınızda geri dönmenin en ucuz olduğu an burasıdır.

Dünya üzerinde, birebir fikir aşamasındaki hali ile başarılı olmuş bir ürün muhtemelen hiç olmamıştır. En basit fikrin bile sahaya çıktıktan sonra gerçekler ile karşılaşıldığı anda duvara tosacağı neredeyse kesindir. Bu duvara toslama anını ne kadar erkene alırsanız, o kadar az zarar görürsünüz.

Sahaya çıktıktan sonra, iterasyonlar ve pivotlar yaşarsınız ve fikriniz 5–6 tane pivot sonrasında artık gerçek bir problemi, onların da talep ettiği şekilde çözmeye başlar ve birileri size para vermeye hazır hale gelir.

Ürünü bitirmeden, sahaya çıkma konusunda yaratıcılığınızı konuşturabilirsiniz. Hedef segmentinize gidip, sanki ürün gerçekten varmış gibi satış sunumu yapmaktan tutun da, sanki ürün varmış gibi farklı bir isim altında bir site yapıp, reklam verip metrik ölçmeye kadar onlarca farklı yöntem yaratılabilir. Bu konular üzerine tartışmayı çok seven insanlar vardır. Bu kişileri bulun ve tartışmaya başlayın.

Ürün fikrini satmaya gittiğinizde size söylenmesi muhtemel “güzelmiş”, “aslında fikir çok hoş” gibi sözlere sakın kanmayın. Ürününüzün/fikrinizin kaç para edeceğine emin olmadan görüşmeyi sonlandırmayın. Bu sözleri sıklıkla duyuyor ama hiç kimse çölde su bulmuş muamalesi yapmıyorsa ürününüzün “olsa güzel olurdu/nice to have” tipte bir ürün olma ihtimali çok yüksektir. Sahaya çıktıklarında en sert duvara çarpanlar ve en çok zarar görenler genelde bu tarz ürünler olur.

4. aşama: İşinizden istifa edin, oturup ürünü yapın

Sahada yeterince zaman geçirdikten sonra, fikri iyileştirdikten sonra, hatalardan ders aldıktan sonra artık neyin satıp neyin satmayacağını anlamaya başlarsınız. Nasıl bir fiyatla, nasıl bir söylemle, nerede, kime satılacağını anladıktan sonra mümkünse 3–6 aylık bir süre içerisinde ürününüzün ilk versiyonunu sahaya sürmek üzere geliştirme sürecine başlayın.

3–6 ay bazılarına çok iddialı gelmiş olabilir ama değil. Eğer ki ürününüzün ilk versiyonu dahi, örneğin 1 yıl sürecek bir geliştirme sürecine girerse, pazar koşulları da değişir, rekabet sertleşir, müşteri değişir ve hepsinden önemlisi siz değişirsiniz. Sahaya 3–6 ay içerisinde müşterinin talep ettiği, para ödemeye hazır olduğu minimum özellikler ile sahaya çıkmalısınız ve ardından da hiç ara vermeden bir sonraki aşamaya geçmelisiniz.

İstifa etmek bazılarınıza zor gelebilir. Ama aslında çok kolay bir iş. Beyaz bir A4'e 3–5 satırlık yazı ve bir imza ile bu iş tamam. O nedenle bu işi yapmakta acele etmeye gerek yok. Ancak ve ancak, fikir ve ürününüzün gerçekten nasıl, kaça, kime satılacağından emin olduğunuzda yapılmalıdır. En ufak bir soru işareti varsa, bu konunun sorun olarak, ileride masanıza büyüyerek tekrar geleceğine emin olabilirsiniz.

5. aşama: Pivot, pivot, pivot

Pivot, bir basketbol terimi olup, pota ya da pas için bir ayağını merkezde sabit tutarak, etrafında dönmek demektir. Siz de startup fikrinizin esasını değiştirmeden, sahaya çıkış yöntemi, ürün değer teklifi, fiyatlandırma, hedef segment gibi kısımları sürekli değiştirerek, iyileştirerek nihai hedefe, yani karlı bir şirket olmaya doğru ilerlersiniz.

Bu işin tabiatı budur. Ürününüzü mümkünse 3–6 ay içerisinde MVP (minimum viable product / kabul görecek minimum ürün) aşamasına getirip, sahaya sürmeli ve ardından müşteriye temas ederek hiç bitmeyecek bir iyileştirme ve pivot sürecine sokmalısınız. Startup, henüz değer teklifini bulamamış, halen arayışta olan bir iş demektir. Hiç bitmeden, bir sonraki aşama için hazırlık yapmalısınız. Beklentinizi bu yönde belirlerseniz, enerjiniz düşmez. Yoksa “bu da mı gol değil”, “neden olmuyor?” der durursunuz.

İlk defa girişimcilerin klasik bir hatası vardır. Ellerindeki paranın tamamını ya da büyük bir kısmını, daha ilk aşamada, MVP’yi çıkma aşamasında bitirirler. Ya da teknik bir ortağı olmayan şirketler, daha sonrasında da durmadan pivot edeceklerini unutup, MVP’yi dışarıda bir yerlerde yaptırtıp sahaya çıkarlar.

Unutmayın lütfen;

Ürün geliştirme bir seferlik bir aktivite değildir. Sonsuza kadar sürecek bir iyileştirme, arayış ve ölçümleme döngüsüdür. Eğer kendi fikrinizi/ürününüzü kendi imkanlarınız ile hayata geçiremiyorsanız ve en az 5–6 iterasyon gidecek kadar paranız/sabrınız yoksa, başarı şansınız çok azdır.

6. aşama: Şirketi kurun

Bu maddeyi en sonda görünce, “niye bu kadar geç” diyerek belki biraz şaşırmış olabilirsiniz. Şirket kurmanın en doğru anı bence, ilk müşteriye teklif yapılıp, anlaşılıp, artık fatura kesmenin gerektiği günden 2 ya da 3 gün öncesidir.

Bir şirketin aylık masrafları ve bürokratik süreçleri vardır. Vergi ödemek, SGK, bağkur, muhtasar vergisi, fiş/fatura toplamak, banka hesabı, muhasebecisi, vergi memuru ziyareti vs… daha fikir ve ürün geliştirme aşamasında hayatınızda gereksiz birer detaydan öte değildir.

Üstelik daha para kazanmamış bir işin bürokratik detayları için, 5 kuruş dahi harcamaya gerek yok. Şirket açmak 2–3 günlük bir iş. Ne zaman ki fatura kesmek gerekli, o zaman kurun şirketinizi, aslanlar gibi verginizi ödeyin. Onun öncesinde ise tüm gücünüz ile fikrinize, satışa ve ürününüze odaklanın.

Umuyorum bu yazı, girişimciliğe ilk adımını atmak isteyen kişilere bir nebze de olsa katkı sağlamıştır. Yurt dışında şirket kurmak, yatırımcılarla iletişim, teşvikler ve diğer ilginç olabilecek konulara henüz girmedim. Bir yerlerden başlamak lazım en azından. Belki ileride devam ederim.

Eğer benimle iletişime geçmek isterseniz, Linkedin profilime göz atıp, bağlantı isteği gönderebilirsiniz. Tüm iletişim bilgilerim orada mevcut.

I turn ideas into software products . http://umutgokbayrak.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store